Öz Şefkat

Tarafından yazılmıştır
Paylaş

  Başkalarının sıkıntıları, acıları karşısında şefkat duygusunu hisseder ve sonrasında ise bu acıların meydana getirdiği olumsuzlukları azaltmak veya ortadan kaldırmak için onlara yardımcı olmaya çalışırız. Peki ya kendi sıkıntılarımız karşısında da şefkat duygusunu hissedebiliyor muyuz? Ya da başkalarının acılarını hafifletmek için hissettiğimiz yardım etme gücünü söz konusu kendimiz olunca da sağlayabiliyor muyuz?

Kimimiz çevremizdekilere olduğu gibi kendimize yönelik de şefkat duygusunu hisseder ve bu soruya evet yanıtını veririz, kimimiz ise şefkat duygusunu kendimize yönlendirme konusunda eksik kalır ve bu soruya hayır cevabını veririz. ‘Hayır’ diyen insanlar, günlük yaşamlarında diğer bireylerle kurdukları ilişkilerde gösterdikleri anlayışı, davranışı ve tutumu kendilerine yönelik gösteremezler. ‘Evet’ diyen insanlar ise başka insanların hayatlarında karşılaştıkları sorunlara karşı merhametli, sabırlı, duyarlı, esnek ve hoşgörülü davrandığı gibi kendisi ile olan ilişkilerinde de aynı şekilde davranışlar sergiler.  Tam da bu durumu ifade eden öz şefkat kavramı, bireyin yetersizlik, başarısızlık gibi duyguları hissettiği zaman kendisine karşı sevecen ve nazik davranabilmesi anlamına gelir. Ayrıca öz şefkati yüksek bireyler olumsuz duygularının bilincinde olur ve bu duygularını kabullenirler. Böyle kişiler zorlayıcı yaşantıların insan olmanın doğasıyla ilgili olduğunu bilir ve böylece bu kişilerin kendini anlama çabası da artmış olur. Bu bilgileri göz önüne aldığımızda, öz şefkatin yaşam içerisinde önemli bir faktör olduğunu söyleyebiliriz. O halde önemli olan başka bir soruyla karşı karşıya kalırız: Öz şefkatimizi arttırmak mümkün müdür? İşte tam bu noktada öz şefkat kavramı araştırmalarda 3 temel öğe ile ele alınır ve açıklanır.

BİR DAKİKA DURUP KENDİNİZE NASIL DAVRANDIĞINIZ BAKIN!

  Bu üç temel öğe kendimize nasıl davranacağımıza yönelik ipuçlarını barındırır. Bunlardan ilki kendimize yargılayıcı değil sevecen davranmamızdır. Yani kendimize iyi bir arkadaşımıza davranır gibi sabırlı, nazik, teşvik edici ve anlayışlı davranmamız gerekir. Özellikle işlerimizin yolunda gitmediği kötü bir günde kendimize karşı kullandığımız dil genellikle daha sert ve acımasız olur. Hatta muhtemelen pek de hoşlanmadığımız birisine bile söyleyemeyeceğimiz şeyleri kendimize söyleriz. Yani çoğu zaman kendi kendimizin düşmanı oluruz. Böylece kendimize şefkatli davranarak bu davranışı tersine çevirip kendimize iyi arkadaşlarımıza davrandığımız gibi davranmaya başlayabiliriz.

İkinci öğe ise paylaşımların bilincinde olmaktır. Öz şefkat şöyle der: Diğerleriyle ne şekilde aynıyım? Diğerleriyle aynı olmanın bir unsuru da insan olmamızdır. İnsan olmak ne demektir? İnsan olmak kusurları olmaktır. Dünyadaki hiç kimse kusursuz değildir ve bu herkesin paylaştığı insani bir deneyimdir. Hedefimize ulaşamadığımızda veya hayatta zorluklarla karşılaştığımızda, orada bir yanlışlık olmuş gibi hissederiz. ‘Bu normal değil’, ‘Böyle olmamalıydı’, ‘Hedeflerime ulaşmada başarısız olmamalıydım’ deriz. Bu his zarar vericidir. Istırap içinde ve kusurlu hissederken diğerlerinden izole olmuş hissederek durumu daha da kötüleştiririz. Aslında kusursuz olmayışımızın tam da bizi diğer insanlara bağlayan şeydir. Eğer hatalarımızın, başarısızlıklarımızın insan olmanın doğasında olduğunu bilirsek kendimize daha hoşgörülü ve sevecen yaklaşabiliriz.

Son olarak bilinçli farkındalığımızın olması gerekir. Bilinçli farkındalık, şu anda ne varsa onunla olmak demektir. Kendimize duyarlı olabilmek için acı çektiğimiz gerçeğini görmeli, onaylamalı ve kabul etmeliyiz. Çoğu zaman kendi acımızın farkında olmayız, özellikle de bu acı bizim kendi kendimizi acımasızca eleştirmemizden doğuyorsa. Kendimizi eleştirmede o kadar ileri gideriz ki, kendimize o kadar ‘Hatalısın’ , ‘Daha iyisini yapmalıydın’ vb. şeyler deriz ki kendimize verdiğimiz inanılmaz ıstırabın farkına bile varmayız. Bu acımasız eleştirilere kendimize neler yaptığımızın farkına varmazsak, ihtiyacımız olan şefkati de kendimize veremeyiz. Bu üç öğenin benimsenmesi ve hayata uygulanması ile öz şefkatimizi arttırmak mümkün olabilecektir.

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR VE ARAŞTIRMA SONUÇLARI

Öz şefkat kavramının rahatına düşkünlük veya bencillik ile ilgili olduğuna dair düşüncelerin doğru olmadığını da ifade etmek gerekir. Çünkü öz şefkat kendimize olumlu yargılar yöneltmemiz değil; kendimize sevecenlikle yaklaşmamız, kendimize bütün hatalarımızla, olduğumuz halimizle kucak açmamızdır. İşte o zaman kendimizi de şefkat dairesinin içine alır ve iyi bir arkadaşa davranacağımız gibi kendimize de aynı iyilik, özen ve ilgiyle yaklaşırız.

Son zamanlarda öz şefkat üzerine yapılan araştırmalar da bu bilgileri destekler şekilde bulgular sunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre öz şefkat ve ruhsal iyilik hali arasında su götürmez şekilde kuvvetli bir bağlantı vardır. Öz şefkat daha az depresyon, daha az kaygı, daha az stres ile ilişkilidir. Bunun yanında daha fazla motivasyon, daha sağlıklı yaşam, kendi sorumluluğunu daha çok almak ve daha iyi kişiler arası ilişkilerle de bağlantılıdır. Bu nedenle söylenebilir ki; öz şefkat hayatımıza olumlu katkılarda bulunur ve bize değerli olduğumuzu hissettirir. Böylece sevilmeye değer bir insan olduğumuzu düşünürüz. Hayatımızın zor zamanlarında ihtiyacımız olan şey işte budur!

Makale Etiketleri:
·
Makale Kategorileri:
Denemeler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir