Doğum Sırası Kişiliğinizi Nasıl Etkiler?

Tarafından yazılmıştır
Paylaş

Kişiliğin gelişiminde doğum sırasının önemli bir etkisinin olduğunu vurgulayan ilk psikolog Adler’dir. Yani ailenin ilk çocuğu, ortanca çocuktan; ortanca çocuk ise kendinden sonra doğan kardeşlerinden farklı kişisel özelliklere sahip olur. Peki bu kişisel farklılıklar doğum sırasına göre nasıl gelişir ve nasıl şekillenir?

İlk Çocuk: Adler, ilk doğan çocukların anne babaları tarafından çok fazla ilgi gördüklerini, bundan dolayı da şımartıldıklarını ifade etmiştir. İlk defa anne baba olma deneyimini yaşayacak insanlar, tüm akrabalarına arkadaşlarına yeni doğacak bebeklerinden bahsedip dururlar. Fakat bu şımartma durumu kısa sürelidir çünkü ikinci bebeğin gelmesiyle birinci ‘tahttan indirilir’ ya da başka bir deyişle ‘pabucu dama atılır’ ve artık anne babanın ilgisi yeni doğan bebek ile paylaşılmak zorundadır. Bundan dolayı ilk doğan çocuğun aşağılık duygusunun güçleneceğinden bahseder. Adler ayyaşların, cinsel sapıkların, suçluların, nevrozluların ve sorunlu çocukların daha çok ailenin birinci çocuklarından çıktığını öne sürmüştür. Bunun birlikte ilk çocukların;

  •  lider,
  •  sert ve emir vermeyi seven,
  •  sorumluluk sahibi,
  •  motivasyonu yüksek,
  •  merhametli,
  •  kontrolcü,
  •  tedbirli,
  •  ebeveyn olmaya daha ilgili,
  •  muhafazakar,
  •  girişken,
  •  ve güvenilir kişiler olduğunu ifade eder.

Ortanca Çocuk: Kendisinin de ortanca kardeş olmasından dolayı mıdır bilinmez ama Adler’in ortanca kardeşlere yönelik değerlendirmesi daha olumludur. Bu çocukların hiçbir zaman şımartılma lüksüne sahip olmadıklarını ifade eden Adler, ortanca kardeşlerin güçlü bir üstünlük çabası sergilediklerinden bahseder. Çünkü ortanca kardeş ablası ya da ağabeyi kadar akıllı, güçlü ya da hızlı değildir. Sürekli bir adım geride olduklarını düşünürler ve bu duygular yetişkinlikte de peşlerini bırakmaz. İş yerinde veya okulda kendilerinden önde olan insanlara odaklanıp, aralarındaki farkı kapatmak için daha fazla çaba harcarlar. Bunun bir sonucu olarak da ortanca kardeşler, gayet başarılı kişiler olurlar. Bununla birlikte Adler ortanca çocukların;

  • uzlaşmacı,
  • sosyal,
  • kolay adapte olabilen,
  • insanları memnun etmeyi seven,
  • kendileri için yüksek hedefler koymaya meyilli,
  • hırslı,
  • nadiren bencil,
  • bağımsızlığına düşkün,
  • ve barışçıl  kişiler olduğunu ifade eder.

En Küçük Çocuk: Adler en sorunlu çocukların ilk doğan çocuklar olduğunu belirtse de en küçük kardeşlerin de bazı kendilerine özgü problemleri olacağını söylemiştir. Ailenin tüm üyeleri tarafından şımartılan en küçük çocuklar, büyük kardeşleri tarafından genellikle her işten kolayca sıyrıldıkları ve aynı yaştayken kendilerine hiç böyle bir kolaylık gösterilmediği konusunda eleştirilir. Fakat Adler bu özel muamelenin bağımlı bir kişilik yapısı geliştirme ve diğerlerinin yardımı olmadan kendi kararlarını verebilme becerisinden yoksun olmak gibi bir bedeli olduğundan bahsetmiştir. En son doğan çocuklar için çevrelerindeki herkes onlar için büyük ve güçlü görünmektedir. Bu nedenle bu çocuklar güçlü aşağılık duygularına sahip olurlar. En yetenekli oyuncular, hız rekoru kıran sporcular ve en başarılı müzisyenler çoğunlukla ailenin en küçük çocuklarıdır. Bununla birlikte Adler bu çocukların;

  • dışa dönük,
  • sorumsuz,
  • aşırı sosyal,
  • eğlenceli,
  • ilgi çekmekte başarılı,
  • ve uçarı kişiler olduğunu ifade eder.

Tek Çocuk: Kendisiyle kıyaslayacağı bir kardeşi olmadığından dolayı bu çocuklar anne ve babalarıyla bir yarış halinde olurlar. Ailesi tarafından el üstünde tutulduğu için çevresindeki diğer insanların da onu el üstünde tutmalarını isterler. Akranlarıyla çatışma halindedirler ve onlarla anlaşmakta güçlük yaşarlar. Bu çocuklar akıllarına koyduklarını her ne pahasına olursa yapmaya çalışırlar. Bununla birlikte tek çocukların;

  • kendine güveni yüksek,
  • titiz,
  • ben merkezci,
  • mükemmeliyetçi,
  • ilgi odağı,
  • hassas,
  • ve olgun kişiler olduğunu ifade eder.

Adler’in kuramını kendinize ve ailenize uygulamadan önce, bugüne kadar yapılan araştırmaların Adler’in ifadelerini yüzde yüz doğrulamadığını belirtmekte fayda vardır. Doğum sırası insanların kişilik özelliklerini kestirmede her zaman çok doğru bir kriter olarak ele alınmamıştır çünkü bir araştırmada bulunan sonuç diğerlerinde doğrulanamamıştır. Bunun yanında tipik bir ailenin dinamikleri ve yapısı, Adler’in zamanından günümüze kadar birçok değişikliğe uğramıştır. Adler’in doğum sırasının kişilik üzerindeki etkilerine dair yaptığı   tanımlar bazı aileler için geçerli olabilir fakat istisnalar çoktur. Sonuç olarak Adler’in kuramı bu konuda birçok araştırmanın yapılmasına yol açmış olsa da doğum sırasının kişilik ve zihinsel gelişim üzerinde etkisi, onun tahmin ettiğinden daha karmaşıktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir